UÇUCU YAĞLARIN PARLAK GELECEĞİ

Prof. Dr. K. Hüsnü Can Başer

TAB Bülteni, (15) 20-33 (2000)

Hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz. Teknolojide ve piyasa hareketlerinde görülen hızlı değişmeler sosyal alışkanlıklar, pazarlama stratejileri ve ürün çeşitlendirmede de değişime yol açmakta. Serbest piyasa politikalarının yaygınlaşması dünyamızı gerçek bir küresel köy haline soktu. Öyle ki, kürenin bir köşesinde meydana gelen ani bir değişiklik tüm dünyayı sarsmaya yetiyor.

Küreselleşme ve enformasyon teknolojilerinin gücü çok uluslu şirketlerin tüm dünya sathında faaliyet yürütmeleri sonucunu getirdi. Şimdi küresel markalar küresel bir pazar yerinde birbirleriyle rekabet ediyor. Piyasada markaların kısa ömürlü olması pek çok iş kolunu tehdit eder hale gelmiştir. Bu yüzden firmalar ürün geliştirme için sürekli araştırma yapmak zorundalar. Çok amaçlı ve yüksek katma değerli ürünlere yönelik hızla değişen tüketici beklentileri üreticileri yeni teknoloji kullanımına, sanat ve yaratıcılığa itiyor. Bu değişiklikler koku ve tat endüstrisinde daha sık gözleniyor. Bu endüstri kolu gıda, kozmetik, parfümeri, ilaç, tuvalet malzemeleri ve kişisel hijyen ürünleri sektörlerine hizmet verdiğinden değişimin getirdiği güçlükler burada daha çok hissediliyor. Zira, koku ve tatlar gittikçe artan teknik ve karmaşık ortamlarda işlev görmek zorunda.

Koku ve tat endüstrisinde başarının ölçütü yenilik ve yaratıcılıkta yatıyor. Yeniyi yaratmak için endüstri sürekli olarak muhtelif kaynaklardan yeni ham maddeler bulma ihtiyacında. Bu materyaller koku ve tat uzmanlarına yeni ürün yaratmaları için ilham kaynağı oluyor. Bu süreçte, zayıf maliyet/performans nispetine sahip, temin kaynağı güvensiz, kalitesi yetersiz ve fiyatı yüksek hammaddeler piyasadan kaybolur ve yerini daha ekonomik alternatiflerine bırakır. Bir ürün kullanımdan düşmüş ise, onu tekrar ekonomiye kazandırmak çoğu zaman imkansızdır.

Son yıllar, pek çok ulusal ve bölgesel firmaların birleşmesiyle çok sayıda uluslararası koku ve tat şirketlerinin oluşumuna şahit oldu. Bu tip birleşmeler, koku ve tat firmalarını uluslararası operasyonlarını kolaylaştırmak için hammadde envanterlerini rasyonalize ve armonize etmeye itiyor. Bu yüzden, bir ham maddenin fiyat ve teminindeki hızlı değişiklikler onun büyük firmaların hammadde portföylerinden çıkmasıyla sonuçlanabiliyor.

Tüketiciler yeşil ürünler, yani hammaddeleri yapay değil doğal olan ve yapay kirlilikler taşımayan ürünler istiyor Yetkililer bu yönelim ve beklentiye uygun şekilde mevzuat değişiklikleri yaparak standart ürün üretimini teşvik ediyor ve kontrolleri sıklaştırıyor.

 

Uçucu Yağlar            

Tamamiyle doğal materyaller olan uçucu yağlar koku ve tatların kıymetli ve vazgeçilmez ham maddeleri olma özelliğine sahip. Uçucu yağlar ve aromatik ekstreler aynen uygulanabildiği gibi, seçilmiş fraksiyonların ve aroma kimyasallarının kaynağı olarak da kullanılabiliyor.

Uçucu yağlar doğru teşhis edilmiş aromatik bitkilerden standart bir işlemle elde edilen kokulu sıvılardır.

Uçucu yağların dünya ticaretinin 120.000 ila 130.000 ton civarında ve 1 milyar ABD dolarının üstünde olduğu tahmin ediliyor. Dünya üretimi 300.000 ton olan terementi bu rakama dahil değil.

Her birinin yıllık üretimi 500 tonun üstünde olan 15 uçucu yağ, dünya üretiminin %90’ına karşılık gelmekte. En önemli 18 uçucu yağın değeri toplam üretim değerinin %75’ine tekabül ediyor.

Toplam uçucu yağ üretiminin %65’i odunlu bitkilerden yani ağaç ve çalılardan temin ediliyor. Bunlar arasında yükte ağır-pahada hafif narenciye yağları ile yükte hafif-pahada ağır gül, yasemin ve vetiver yağları sayılabilir. Narenciye ve nane yağları dünya uçucu yağ pazarında başı çekmekteler.

Gelişmekte olan ülkeler uçucu yağ üretiminde çok büyük potansiyele sahipler. Dünya uçucu yağ üretiminin %65’i gelişmekte olan ülkelerde, %35’i ise gelişmiş ülkelerde gerçekleşmekte. Gelişmekte olan ülkelerdeki üretim nispetinin artması beklenmekte. Çin, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Mısır, Fas ve Türkiye gibi yedi önder ülke gelişmekte olan ülkelerin uçucu yağ üretiminin %85’inden sorumlular.

Başlıca uçucu yağ ihracatçısı ülkeler Çin, Avrupa Birliği, A.B.D., Brezilya, Endonezya ve Hindistandır. Bu ülkeler uçucu yağ ihracatının %66’sını gerçekleştirmekteler.

Gelişmiş ülkeler uçucu yağların başlıca kullanıcılarıdır. Avrupa Birliği, A.B.D., Japonya, İsviçre ve Kanada toplam ithalatın %70’ini yapmaktadırlar. Avrupa Birliği tek başına ithalatın %43’ünü gerçekleştirmektedir. Uçucu yağların yıllık ithalatının 900 milyon ABD dolarına karşılık 95.000 ton civarında olduğu tahmin edilmektedir.

A.B.D.’nin uçucu yağ ithalatı incelenirse, gelişmekte olan ülkelerdeki uçucu yağ üretiminin boyutları da görülecektir. 1997’de A.B.D. 230 milyon ABD dolarına karşılık 22.000 ton uçucu yağ ithal etmiştir. Bu yağların sadece 1/4’ü koku; geri kalanı ise tat üretiminde kullanılmıştır. Son 40 yıl içinde, sentetik aroma kimyasallarından gelen yoğun rekabet nedeniyle uçucu yağların koku formülasyonlarındaki kullanımında artış görülmemiştir. Bununla birlikte, uçucu yağların A.B.D.’de tat endüstrisinde kullanımı sürmektedir. Gıda ve alkolsüz içki endüstrileri çok yenilikçi tabiattadır ve sürekli olarak piyasaya sürülen yeni ürünler tüketici beğenisini kazanmaktadır.

1997’de A.B.D.’de narenciye yağları tatlarda kullanılan uçucu yağlar listesinin zirvesine oturdu (portakal – 11.435 ton, limon – 1951 ton ve misket limonu – 960 ton). Brezilya, A.B.D.’ye portakal esansı ihraç eden en önemli üretici konumundadır. 1997’de Brezilya, A.B.D.’nin ithal ettiği portakal yağının %88’ini sağlamıştır. Meksika, İsrail, Kosta Rika ve Belize de A.B.D.’ye önemli ihracatçılar arasındadır. Turunç yağı Fildişi Sahili, Dominik Cumhuriyeti ve Haiti’den ithal edilmektedir. Bunların hepsi gelişmekte olan ülkelerdir. A.B.D. kara nane (Mentha piperita) ve portakal yağının en büyük; terementi ve Amerikan Sediri (Juniperus sp.) yağının ise önemli bir üreticisidir.

Gelişmekte olan ülkeler, uçucu yağ içeren bitki kaynaklarına sahip oldukları için şanslıdırlar. Gelişmekte olan ülkelerin çoğu dünyanın tropik ve subtropik bölgelerinde yeraldığından uçucu yağ üretimi bakımından en büyük potansiyele sahiptirler. Ancak, sadece az sayıda gelişmekte olan ülke, dünya pazarlarında rekabet edebilecek kalitede uçucu yağ üretmektedir. Diğerleri aromatik bitki ihracatçılarıdır. Birkaç istisna dışında, gelişmekte olan ülkelerde aromatik bitkiler yabani kaynaklardan temin edilirler ve bu uygulama çoğu zaman biyoçeşitliliğe büyük zararlar verir. Bu uygulama sonucunda kaç bitki türünün yok olduğunu veya yok olmakta olduğunu bilmek mümkün değildir.

Bu nedenle, sürdürülebilir kullanım için yabani kaynaklardan kontrollü hasat veya daha doğrusu aromatik bitkilerin sistemli tarımı esastır. Sistemli tarım, o bitkiye veya yağa sürekli ve kararlı bir talep varsa yapılmalıdır. Uçucu yağ üretim imkanları tarım alanlarına yakın olmalıdır. En iyisi, damıtma tesislerinin çiftliğin içinde yer almasıdır.

Uçucu yağ üretim potansiyeli gelişmekte olan ülkelerde olmakla birlikte, uçucu yağ pazarlarının çoğunluğu sanayileşmiş ülkelerdedir. Uçucu yağ pazarları çok tutucu olduğundan yeni üreticilerin bu pazarlara girip, güvenli bir yer edinmeleri için entegre bir pazarlama stratejisi oluşturup uygulamaları gerekir. Bu stratejinin temel unsurları ürün verim ve kalitesinin kararlılığı , düzenli arz ile pazar gereksinimleri ve fırsatları konusunda gerekli bilgi akışının sağlanmasıdır.

Ürün kalitesinin kararlılığını ve verimini garanti altına almak için doğru bitki türünün organize biçimde sistemli tarımı, uygun teknoloji, güvenli hammadde ve ürün depolama ve nakliye imkanları ile etkin bir yönetim sisteminin varolması gerekir. Pazara girme ve yer edinme, teşvikler, uygun fiyat, arz garantisi ve kontrat yapma yanında yoğun tanıtma imkanlarının kullanılmasını gerektirir.

Uçucu yağ üreticileri, pazara daha kolay sızabilmek için uluslararası bir koku ve tat şirketine angaje olup tüm ürettiklerini o firmaya satabilirler. Gelişmekte olan dünyada bu yaygın bir uygulamadır. Yabancı ortak, söz konusu uçucu yağı indirimli özel fiyattan satın almak için üretici firmaya hem mali hem de teknolojik açıdan katkıda bulunur.

Bununla birlikte, üreticilerin çoğu ürünlerini bir komisyoncu veya ihracatçı aracılığıyla satmayı tercih ederler. Yerli aracılar, kalitesi kontrol edilmiş uçucu yağı, dünya çapında koku ve tat firmalarına mal sağlayan uluslararası komisyonculara teklif ederler. Uluslalarası aracı firmalar, müşterinin talep ettiği malı çok sayıda ihracatçıdan temin edebilme şansına sahiptirler.

Büyük çaplı ve düzenli üretim söz konusu ise yerli aracı ürünü potansiyel kullanıcı sanayilere doğrudan teklif edebilir. Belli uçucu yağları büyük miktarlarda kullanan koku ve tat şirketlerinin çoğu gerek duydukları materyali gelişmekte olan ülkelerden doğrudan almayı tercih ederler. Bu durumda, yerli aracı, taahhüt ettiği miktar malı arzu edilen kalitede ve belirlenen sürede temin etmek zorundadır.

 

Uçucu yağ işine girmeden önce aşağıdaki hususları göz önünde tutmak gerekir:             

Pazar talebi Dünya piyasalarındaki arz, talep ve fiyat durumu incelenmeden uçucu yağ üretimi yapılmamalıdır.

Hammadde temini Uçucu yağın piyasalarda oluşan fiyatına göre bitkinin yabani kaynaklardan kontrollü hasatı veya tarımının ve uçucu yağ üretiminin fizibilitesi çıkarılmalıdır. Fizibilitesi uygunsa, tahmini talebe göre üretim, tasarlandığı biçimde yapılmalıdır.

Uçucu yağ kalitesi Üretilen yağ uluslararası standartlara veya alıcının belirlediği normlara uygun olmalıdır. Ambalajı ve nakliyesi uygun şekilde yapılmalıdır. Sevkiyet, alıcının malı beğenmesinden sonra yapılmalıdır.

Gelişmekte olan ülkelerde, uçucu yağ endüstrisinin kurulmasını engelleyen bazı darboğazlar mevcuttur. Bunlar arasında, uçucu yağ endüstrisinin getireceği ekonomik faydanın bilinmemesi, teknoloji ve gelişmiş insan gücünün, uygun altyapının, bitki envanterlerinin ve bilgi kaynaklarının, pazar bilgileri ile kredi imkânlarının olmaması ve en önemlisi destekçi hükümet politikalarının bulunmayışı gösterilebilir.

Uçucu yağ üreticisi gelişmekte olan ülkelerde sıkça rastlanan olumsuzluklar arasında yetersiz tarımsal uygulamalar, fakir ürün verimi ve kalitesi, temel araştırma-geliştirme çalışmaları için endüstri ile araştırma kuruluşları veya üniversiteler arasındaki ilişkinin zayıf olması veya hiç bulunmaması sayılabilir.

Bu meyanda, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarına destek olmak için o ülkeye özgü projeler geliştirerek tıbbi ve aromatik bitki tarımı, üretimi, kalite kontrolü ve pazarlaması konularında teknik yardım sağlamaktadır.

UNIDO insan kaynaklarının eğitimi için tarım teknolojisi, üretim teknolojisi, kalite kontrol, araştırma-geliştirme, pazarlama ve ihracat konularında araç ve yöntem geliştirmektedir. UNIDO araştırma ile endüstriyel üretim arasındaki ilişkiyi kurmak amacıyla çok amaçlı pilot üretim tesisi fikrini ve tasarımını gerçekleştirmiştir. Bu fikir gelişmekte olan ülkelerin bazılarında yürütülen UNIDO projelerinde başarıyla denenmiştir.

UNIDO, 1988 yılından beri, Anadolu Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç Araştırma Merkezi (TBAM) ile birlikte Eskişehir’de gelişmekte olan ülkelere yönelik bir fabrika-içi grup eğitimi programı uygulamaktadır. UNIDO ve Türk Hükümetinin müştereken finanse ettiği 25 günlük programın adı: Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin İlaç ve İlgili Diğer Sanayilerde Kullanımı (TRUMAP)’dır. Kurs kapsamında, uçucu yağlar ve bitki ekstrelerinin üretimi, kalite kontrolu ve ürünlere formülasyonu konularında dersler verilip, pratik uygulamalar yaptırılarak ve endüstri gezileriyle katılımcıların beceri kazanması amaçlanmaktadır. Bugüne kadar düzenlenen 10 TRUMAP programında 40 ülkeden 100 kişi eğitilmiştir. [Bu başarılı Merkezin adı ve statüsü, Anadolu Üniversitesi Senatosunun aldığı anlaşılmaz bir kararla 19 Kasım 2002 tarihinde değiştirilerek, üniversitenin aletli analiz laboratuarı haline getirilmiş ve araştırma kadrosu dağıtılmıştır.]

 

Mevzuat             

Uçucu yağlar mevzuata tabi ürünlerdir. Uçucu yağların tanımı, kalitesi, isimlendirilmesi, ambalajlanması, nakliyesi, ruhsatlandırılması, vb. ile ilgili çok sayıda hukuki mevzuat bulunmaktadır.

A.B.D.’de tat maddeleri, Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yürütülen Gıda, İlaç ve Kozmetik Yasasının hükümlerine tabidirler. Uçucu yağlar bu yasaya göre “doğal tat karışımları” olarak kabul edilir. Aynı yasada, GRAS (Genellikle Emniyetli Kabul Edilir) tayinleri de yer alır. FDA, GRAS tayinleri için kendi uzmanlarını kullanmakla birlikte, FEMA (Tat Ekstresi Üreticileri Birliği) uzmanlardan oluşan bir panel oluşturmuş ve bir FEMA/GRAS listesi hazırlamıştır. Bu listede 1900’ü aşkın tat maddesi bulumakta olup, bunların 120’si uçucu yağlardır. FDA, FEMA/GRAS listesini tanımaktadır. Uzmanlar paneli gelişmelere göre listedeki maddeleri periyodik incelemeye tabi tutarak statülerini yeniden belirleyebilmektedir. 1984’ten beri sadece tek bir yağ, Massoia yağı FEMA/GRAS listesine alınmış, Calamus (Hazanbel) yağı ise çıkartılmıştır.

Bazı ülkelerde, pazarlama ve kullanımın ön şartı olarak uçucu yağların kimyasal envanterlerde yer alması zorunludur. A.B.D., A.B., Kanada, Avustralya, Filipinler, Kore ve Japonyada kimyasal envanterler bulumaktadır Şu ülkelerde ise hazırlanmaktadır: Yeni Zelanda, Malezya, Meksika ve A.B. adayı ülkeler.

Avrupada uçucu yağlar ve aroma kimyasalları dahil tüm kimyasal maddeler bu konudaki iki Avrupa Envanterinin birinde kayıtlı olmalıdır: EINECS ( Mevcut Ticari Kimyasal Maddelerin Avrupa Envanteri) veya ELINCS (Başvurusu Yapılan Yeni Kimyasal Maddelerin Avrupa Listesi).

Uluslararası Koku Birliği (IFRA) uçucu yağların emniyeti konusunda kılavuzlar yayınlamaktadır Bugüne kadar, IFRA beş uçucu yağın kullanılmamasını tavsiye etmiştir. Psoralen içerenler dahil 18 uçucu yağın kullanımına ise kısıtlamalar getirmiştir. Üç uçucu yağ ise inceleme altındadır. Emniyet için gözönüne alınan faktörler, hassasiyet meydana getirme, fototoksisite, ciltten emilim sonucu toksisite ve çevresel etkilerdir. Envanterlerde yer almayan ürünler için başvuru yapılması ve başvuru dosyalarının diğer temel bilgiler yanında emniyet bilgilerini de içermesi gereklidir.

Tehlike sınıflandırması ve etiket bilgileri IFRA’nın önem verdiği diğer konular arasındadır. Seyreltilmemiş kimyasalın veya yağla ilgili tehlike uyarısının etikette belirtilmesi ile tüketiciye gelebilecek zararın önüne geçilmesi gerekir. İnsan sağlığına ve çevreye gelebilecek olası etkiler uygun biçimde ifade edilmelidir. Kimyasal tehlike uyarısı ile ilgili yeni bir yönetmelik A.B.’de yürürlüğe girmiştir. Buna “Solunumu Tehlikeli (Aspiration Hazard)” adı verilmektedir. Sınıflandırmaya mesnet teşkil eden kriter ürünün %10 veya daha fazla hidrokarbon taşımasıdır. İngiliz Uçucu Yağlar Birliği (BEOA) kısa süre önce uçucu yağların hidrokarbon içeriğini gösteren bir liste yayınlamıştır. “Solunumu Tehlikeli” sınıflandırmasında diğer bir kriter ürünün düşük viskoziteye sahip olmasıdır.

A.B.’nin Biyositler Direktifi çoğu uçucu yağları kapsama almaktadır. Mikrop öldürücüler ve böcek kovucular biyosit kapsamına girmektedir. Sadece listelenmiş biyositler aktif kabul edilir. Geçici bir liste hazırlanma aşamasındadır.

A.B.’de uçucu yağların etiketlenmesi, ambalajlanması ve nakliyesi aşağıdaki Tehlikeli Madde Mevzuatınca kontrol edilmektedir: 67/584/EEC, 79/831/EEC [Tehlikeli maddelerin ambalajlanması, etiketlenmesi ve nakliyesi ile ilgili 6. değişiklik], 88/379/EEC [Tehlikeli karışımlar], 92/109/EC [Narkotikler ve psikotropik maddelerin yasal olmayan üretimi], 94/62/EC.

Uçucu yağları da kapsayan tehlikeli mal ve maddelerle ilgili emniyet dokümanları şu bilgileri içermelidir: materyalin tarifi, bileşimi, terkibindeki maddelere ilişkin bilgiler, tehlike tanımı, ilk yardım önlemleri, yangınla mücadele önlemleri, kazara yayılma önlemleri, muamele (handling) ve depolama, temas kontrolleri/kişisel korunma, fizikokimyasal özellikleri, stabilitesi ve reaktivitesi, toksikolojik bilgiler, ekolojik bilgiler, atık (disposal) bilgileri, nakliye bilgileri.

Uluslararası ticaret firmaları için hızla değişen koku ve tat dünyasında tutunmak gitgide zorlaşmaktadır.

Küreselleşme’den ötürü dünya küçüldüğünden şirketler birleşmekte ve uluslararası aracıların müşteri sayısı azalmaktadır. Belli başlı koku ve tat şirketleri her kıtada sadece bir tek karışım hazırlama ünitesi kurma yoluna gitmektedirler. Gelecek yüzyılda Avrupa, Amerikalar ve Uzak Doğu’dan oluşan  3 ana pazarın varolması beklenmektedir. Başlıca koku ve tat şirketleri bu yeni pazar alanlarında yatırım yapmakta ve güvenilir hammadde sağlayıcıları aramaktadırlar.

Seyahat ve iletişim kolaylaştığından, ürün sağlayıcılar ve alıcıların temasları da sıklaşmıştır. Doğrudan ilişkiler arttığından, aracıların rolünün gelecekte azalacağı sanılmaktadır.

Mevzuatlar yüzünden artan gereksinimler de pazarı daraltmaktadır (örn., çevre mevzuatı, emniyet mevzuatı, narkotik mevzuatı, atık mevzuatı, vs.). Bu mevzuatlara uyulması için zaman alıcı ve pahalı önlemlere gerek duyulmaktadır.

 

Çoğu üretici ülkelerde politik iklimin olumsuzluğu nedeniyle uluslararası tacirler birden fazla kanaldan ürün temin etmek zorundadırlar. Bu maliyet arttırıcı ve uygulaması gittikçe zorlaşan bir gereksinimdir. Bu yüzden uluslararası tacirler paçallama (blending), doldurma, paketleme, vs. gibi müşterinin talepettiği hizmetlere yönelmektedirler.

Bazı güçlü koku ve tat firmaları stratejik açıdan önemli hammaddeleri doğrudan kaynağından temin etme yoluna gitmekte ve bunun için 2-3 yıllık stok yapmaktadırlar. Buna karşı, mali yönden güçlü aracı firmalar müşterilerine satacakları ürünler için “uzun vadeli ve sabit fiyatlı” anlaşmalar önermektedirler.

 

İnternet            

İnternet, uluslararası tacirler için en büyük tehditi oluşturmaktadır. İnternet, üreticiler ve kullanıcılar arasında doğrudan ilişki kurulabilmesi sebebiyle gelişmekte olan ülke üreticileri için altın bir fırsat olarak görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerdeki üreticiler, bir veya birden çok ürün için güçlü ticari şirketler veya kooperatifler kurabilirlerse, internet kırtasiyeyi ve iletişim masraflarını azaltıp siparişleri hızlandırabilir. Müşteriyi ziyaret etmeksizin, ürünlerini internette tanıtabilir ve interaktif olarak müşteriyi memnun edip başarılı iş anlaşmaları ve elektronik ticaret (e-trade) yapabilirler.

 

Gelecekten Beklentiler

–    Gelecek on yılda düşük fiyatlı uçucu yağlara (örn., kilosu 20 doların altında) talep artacaktır. Pazardaki varlıklarını sürdürebilmek için üreticiler maliyetleri sıkı kontrol altında tutmak ve yeterince mekanize olmak zorunda kalacaklardır. Üretimi arttırmak ve ürünleri için yeni kullanım sahaları bulmak ihtiyacını hissedeceklerdir.

 

–     Artan çevre bilinci ve hafif kokular lehine değişen eğilimler yüzünden, ağır hayvansal ve miskli kokuların gelecekte modası geçecek veya kullanımlarını kısıtlayıcı mevzuat değişiklikleri yapılacaktır.

 

–     Kozmetikler, tuvalet ürünleri, içecekler ve işlenmiş gıdalar konularında Çin ve Hindistan tüketici durumuna geçeceklerinden bu ülkelerde üretilen uçucu yağların hemen hemen tamamı ülke içinde tüketilecektir. Dünya pazarlarında çoğu uçucu yağların yokluğu çekileceğinden başka yörelerde, muhtemelen Sahra’nın güneyindeki Afrika ülkelerinde, Avustralya ve Güney Amerika’da yeni tarım ve üretim alanlarının yaratılması kaçınılmaz olacaktır.

 

–     Önümüzdeki on yılda, uçucu yağ üreticisi ülkelerin aroma kimyasalları veya uçucu yağ türevlerinin üreticisi haline gelmeleri beklenmektedir. Çin ve Hindistan gibi ülkeler ürettikleri uçucu yağları aroma kimyasallarının izolasyonu için kullanmaktadırlar. Bu süreç devam edeceğinden, bu ülkelerin gereksinim duydukları uçucu yağları ithal etme yoluna gitmeleri kuvvetle muhtemeldir.

 

İşte bu nedenlerden ötürü, çok uluslu şirketler Asya ve Güney Amerika’ya kaymaktalar. Başlıca koku ve tat firmalarının tümü Çin’de ve Güney Amerika’da yatırım yapmış durumdalar. Uçucu yağ ve aroma kimyasalları tacirleri de gitgide daha çok uluslararası kimlik kazanmaktadırlar.

Gelecek on yılda, tacirlerin karışım hazırlayıcılarla (blenders) birleşmeleri ve katma değeri arttırıcı faaliyetlere yer vererek kar marjlarını yükseltmeleri beklenmektedir. Bu şirketler uluslararası sahada faaliyet göstereceklerdir. Küçük ticari firmaların uluslararası üreticilerle kapsamlı acentalık anlaşmaları yapmaları kaçınılmaz bir gereksinim olacaktır.

Komisyoncular zaman içinde ortadan kalkacaktır. Bununla birlikte bazı çok özel uçucu yağların ticaretini yapan uzman komisyoncuların bir süre daha dayanması beklenebilir.

Uçucu yağ ticaretinde mevzuattan kaynaklanan kısıtlamaların artması aracı ve stokçu firmaları uçucu yağın normlara uygunluğunu ölçmek için gelişmiş laboratuvarlar kurmaya zorlamaktadır.

A.B.D.’de uçucu yağ ticareti yapan bir firma, 1 kg uçucu yağ satabilmek için, talep edildiği takdirde, şu 35 belgeden en az birini ibraz etmek zorundadır:

  1. Analiz sertifikası
  2. Materyal emniyeti bilgisi belgesi
  3. Doğal sertifikası
  4. Üretimin sürekliliği garantisi belgesi
  5. Sorumluluk sigortası sertifikası
  6. Koşer sertifikası
  7. Helal sertifikası
  8. Radyoaktif karbon, karbon, dötoryum test sonuçları
  9. FDA sağlık sertifikası
  10. Lovibond renk şartnamesi
  11. Tehlikeli madde uyarı bilgisi
  12. Uzun ve kısa süreli temas eşik limitleri
  13. Hayvanlar üzerinde test yapılmadığına dair belge
  14. Çevreye zarar vermediğine dair belge
  15. Üretim ve son kullanma tarihleri
  16. Azınlık işportacısı teyidi (minority vendor verification
  17. Fırsat eşitliği iş sertifikası
  18. UN/IMCO varil sertifikası
  19. Varil boyasında ağır metal olmadığına dair A.B. belgesi
  20. Gaz kromatogramları
  21. Deniz kirliliği yapmadığına dair belge
  22. Çin ahşap malzeme işleme sertifikası
  23. Hammaddenin ışınlanmadığına dair belge
  24. Üretiminde gen mühendisliği uygulanmadığına dair belge
  25. Gıda sınıfı sertifikası
  26. Kaliforniya Teklif 65 belgesi
  27. IFRA kurallarına uyum belgesi
  28. Superfon değişiklikleri ve tekrar yetkilendirme (SARA) belgesi
  29. İzin verilen temas limitleri (PEL
  30. Üretimde çocuk işçi kullanılmadığına dair belge
  31. “Pestisit içermez” sertifikası
  32. NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret) Sertifikası
  33. Kontrole tabi kimyasal” olmadığına dair belge
  34. 2000 yılı bilgisayar uyum garantisi
  35. Ürün özellikleri belgesi.

 

Uyuşturucu hammaddesi uçucu yağlar            

Bir kısım uçucu yağ ve aroma kimyasalları, narkotiklerin sentezinde kullanıldıklarından satış ve kullanımları kontrol altındadır. Safrol, izosafrol ve heliotropin (piperonal) Ecstacy (MDA/MDMA) adlı uyuşturucunun yasal olmayan üretiminde kullanılan hammaddelerdir.

Safrol içeren kafur yağı, Ocotea yağı, Ohba-kusu yağı, Sasafra yağı, muhtelif Cinnamomum (tarçın) yağları, vs. de kontrole tabidir. Benzil metil keton (BMK) [1-fenil-2-propanon (P2P)] da amfetamin’in sentezinde kullanılan bir aroma kimyasalıdır.

 

Yeni bir uçucu yağın pazara girme şansı nedir?            

Uçucu yağ içeren bitkiler üzerindeki araştırmalar sürdükçe, pazar potansiyeline sahip yeni uçucu yağların keşfedilmeleri ihtimali yüksektir. Yeni yağların pazara sokulabilmesi girişimcilik becerisi gerektirir.

Kontrollü hasat, iyi tasarlanmış tarım uygulamaları, standart damıtma işlemleri, doğru ambalajlama ve etiketleme bir ürünün uluslararası pazarlara girebilmesi için yeterli değildir. Pazarlanması düşünülen ülke veya bölgede ürün envanterine kayıtlı değilse önce rapor edilmeli sonra ise satış ruhsatı alınmalıdır. Ürün envanterlerinin var olduğu ülkelerden daha önce söz edilmişti.

Avrupa’da pazarlanacak yeni bir yağ ELINCS (Avrupa İzinli Kimyasal Maddeler Listesi)’e kaydedilmelidir. Bunun için başvuru sahibi hazırlayacağı dosyayı akredite bir laboratuvar aracılığıyla yetkili mercilere sunmak zorundadır. Akredite laboratuvar yağ üzerinde şu analizleri yapar:

 

– Bileşimindeki kimyasalların GC/MS, UV/VIS, IR, NMR gibi kromato-spektral tekniklerle belirlenmesi,

– Detaylı fizikokimyasal testler,

– Akut toksisite, deride iritasyon, deride hassasiyet, mutajen testlerini içeren toksikolojik çalışmalar,

– Üretim, nakliye ve yok-etme koşulları,

– Temas limitleri

 

Başvuru dosyası hazırlandıktan sonra akredite laboratuvar tarafından uygun AB üyesi yetkili merciine sunulur. Dosya bilgileri hem Sağlık ve Güvenlik Yetkili Merciini, hem de Çevre Koruma Yetkili Merciini tatmin edici olmalıdır. Dosyanın hazırlanması en az üç yıl aldığından, yağın ELINCS’e kaydedilmesinden önce, yetkili merci başvuru sahibinden bilgilerin güncelleştirilmesini talep edebilir. Başvuru dosyasının hazırlanması çok masraflıdır ve pek çok firma aynı yağı o ülkeye, rapor etmeksizin ihraç ettiğinden, başvuru sahibi hukuki davranışta bulunmayan bu firmaları belirleyip ilgili mercilere bildirmek gibi bir görevi de yerine getirmek zorunda kalmaktadır.

Yeni bir yağı ürün envanterlerine kaydettirmenin zorlukları yüzünden, envanterlere kayıtlı olan doğal aroma kimyasallarını içeren yeni doğal kaynakların bulunması yönündeki çalışmalara hız verilmektedir. Burada izlenen kriterler şunlardır:

 

– Yüksek katma değeri haiz, güçlü ve karakteristik koku ve tat özellikleri,

– Yüksek enantiyomerik saflık,

– İlgilenilen maddenin izolasyon kolaylığı,

– Kötü koku veya tat veren ya da istenmeyen toksisiteye sahip olan minör maddelerin yokluğu.

 

Organik Tarım            

Organik tarım, batı toplumlarında son yıllarda yaygınlaşan yeşil tüketicilik akımı sonucu doğmuş olan bir uygulamadır. Çevre-dostu bir tarım şekli olarak kabul edilmekte olup çok sayıda gıda, baharat ve uçucu yağ taşıyan bitki bu yolla yetiştirilmektedir. Hasattan sonra bir ürünün organik tarımla yetiştirildiğini ispat etmek mümkün olmadığından, dünya çapında faaliyet gösteren 150’yi aşkın yetkili kuruluşun birinden yetki belgesi temin etme zorunluluğu bulunmaktadır.

Organik tarımda kimyasal gübrelerin, sentetik pestisitlerin, herbisitlerin, vs., kullanımı kısıtlanmıştır. Hatta, suni beslenen hayvanların dışkıları dahi gübre olarak kullanılamaz. Organik tarım arazileri büyük şehirler ve karayollarından uzakta, hava, toprak ve su kirlenmesine maruz kalmamış bölgelerde yer almalıdır. Genetik yönden değişikliğe uğratılmış ürünler üretilemez. Organik sertifikasına sahip olabilmek için, organik tarım yapılan ve yapılmayan araziler arasında makul büyüklükte boş bir alan bulunması zarureti vardır. Organik sertifikasyon kuruluşları, talepte bulunan çiftliklere müfettişler gönderir. Bu müfettişlerin toprak, su, üretim şartları, çalışma şartları, çevre şartları gibi koşulları inceleyerek verdikleri rapora göre organik sertifikası tanzim edilir.

Organik tarım, yabani ot ayıklama gibi pekçok işlemin elle yapılmasını gerektirdiğinden yoğun işçi kullanımı söz konusudur. Bu nedenle, organik tarım ürünleri pahalıdır. Bu sebepten, ucuz iş gücü, kirlenmemiş çevre ve organik gübre avantajları yüzünden gelişmekte olan ülkelerin organik tarım ürünü üretme şansları daha yüksektir.

“Yeşil” ürünlere olan talepte artış beklendiğinden, yakın gelecekte gelişmiş ülkelerin çoğunun ekolojik etiketlemeyi (eco-labelling)  ithalatta zorunluk haline getireceği tahmin edilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler, bu gelişimin avantajını kullanarak organik aromatik bitki tarımı ve uçucu yağ üretimine yönelmelidirler.

 

Aromaterapi            

Aromaterapi, hâlihazırda uçucu yağ ticaretinde gelişme potansiyeli gösteren dinamik bir uç pazara sahiptir. Canlı bir aromaterapi endüstrisine sahip ABD’de uçucu yağ ticaretinin sadece %1’ine tekabül etmektedir. Aromaterapi, basit anlamda, hastalık şartlarının uçucu yağlarla tedavisi şeklinde tanımlanabilir. Halen, daha çok, kendilerine aromaterapist sıfatını yakıştıran kişiler tarafından açılmış ticari kurslardan sertifika almış, başkaca formal eğitim görmemiş kişilerce (örn., ev hanımları gibi) uygulanmaktadır. Pek çok aromaterapi derneği bulunmakla birlikte henüz bir ticari federasyonları mevcut değildir. Aromaterapide kullanılan uçucu yağların etkisi üzerine bilimsel kanıtların yokluğu veya yetersizliği yüzünden onları ilginç yapabilmek için mistik ve esoterik anlamlar kazandırılmaya çalışılmaktadır. Benim samimi inancım, aromaterapinin zamanla, bilhassa uçucu yağların inhalasyonu sonucu oluşan fizyolojik etkilerle ilgilenen bir bilim dalı halinde gelişeceği yönündedir. Aromaterapi, halen, herhangi bir mevzuata dahil olmayan, alternatif bir tedavi şekli olarak değerlendirilmektedir.

Günümüzde, ne kadar küçük olsa da aromaterapi yağlarının ticaret hacminin gelecekte büyüyeceği tahmin edilmektedir. Uçucu yağların tedavi vasıtaları veya ilaç yardımcı maddeleri olarak modern tıpta kullanımlarında da artış gözlenmektedir. Avrupa Farmakopesi Komisyonu çok sayıda uçucu yağın monograflarını hazırlamaktadır.

Çoğu ülkelerde, uçucu yağ üretimi sırasında elde edilen aromatik sular veya hidrosoller tedavide veya kozmetikte kullanılmaktadır. Bu ürünlerin pazarının büyümesi beklenmektedir.

 

Etnik gıdalar            

Etnik gıda pazarı, dünya çapında, büyüme göstermektedir. Bu özel ürünlerde doğal hammaddeler kullanıldığından, uçucu yağ pazarının bu gelişmelerden olumlu yönde etkilenmesi beklenmektedir.

 

Sözlerimi bitirmeden önce, IFEAT hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

 

IFEAT            

Uluslararası Uçucu Yağlar ve Aroma Ticareti Federasyonu (IFEAT) 1977 yılında Londra’da, dünya çapında uçucu yağ ve aroma ticaretine iyi iş ve ticaret uygulamalarını getirmek amacıyla kurulmuş olan uluslararası bir ticaret kuruluşudur.

IFEAT, endüstriyel konuların, koku ve tat materyallerinin tarımcıları, üreticileri, dağıtımcıları arasında tartışılabilmesi için bir forum görevi görmektedir. Ana hedefi, “kontrata uymama” gibi haksız ticaret uygulamalarını önlemektir. Namuslu tacirler lehine olan son uygulaması “IFEAT Referans Listesi”ni oluşturmak olmuştur. Herhangi bir haksız uygulama hızla üyelere duyurulmakta ve söz konusu firma kara listeye alınmaktadır.

IFEAT ürün güvenliği konusunu üyelerine duyurmakta da önemli bir rol oynamaktadır. Uluslararası Koku Federasyonu (IFRA), Uluslararası Tat Kurumu (IOFI), Koku Maddeleri Araştırma Enstitüsü (RIFM) gibi diğer ticaret kuruluşlarıyla işbirliği yapmakta olup 35 ülkede 180 üyesi bulunmaktadır.

IFEAT her yıl konferanslar ve toplantılar düzenlemektedir. Bu konferanslardan bazıları geçmişte IOFI ve IFRA ile birlikte gerçekleştirilmişti. IFEAT, ayrıca, İngiltere’nin Plymouth Üniversitesiyle işbirliği halinde uzaktan öğretim metoduyla uluslararası bir parfümeri diploma kursu düzenlemektedir.

 

Son olarak, yazımda bahsi geçen önemli hususları bir kez daha vurgulamak istiyorum.

 

  1. Uçucu yağların ve türevlerinin uluslararası ticareti büyümeyi sürdürecektir.
  2. Gelişmekte olan ülkeler, aromatik bitkisel ürünlerin ve uçucu yağların ana üreticileri olma konumunu koruyacaklardır.
  3. Gelişmekte olan ülkeler uçucu yağ izolasyon ürünlerinin ve aroma kimyasallarının üreticisi olacaklardır.
  4. Çok uluslu şirketler gelişmekte olan ülkelerde imalat ve karışım hazırlama tesisleri kuracaklardır.
  5. Çin ve Hindistan, uçucu yağlar ve aroma kimyasallarının tüketicisi olacaklarından bazı uçucu yağların dünya pazarlarında muhtemel darlığı söz konusu olacaktır.
  6. Sahra’nın güneyindeki Afrika uçucu yağ üretimi için önemli bir merkez haline gelebilir.
  7. Ucuz ve hafif uçucu yağların pazar potansiyeli artacaktır. Hayvansal yağlar ve miskler muhtemelen mevzuata tabi olacaktır.
  8. Yeni bir uçucu yağı pazara sokmadaki sıkıntılar sürecektir. Doğal aroma kimyasalları için yeni kaynak arayışları sürecektir.
  9. Üreticiler satıcı; satıcılar ise katma değeri yüksek ürünleri pazarlayarak karlarını arttırmak için karışım üreticisi haline geleceklerdir.
  10. Uçucu yağ tacirleri ve depocuları pazarda kalabilmek için son sistem laboratuvarlar kurmak, eğitimli personel çalıştırmak, ürünleri saflaştırmak, birbiriyle karıştırmak ve standartlaştırmak için imkân yaratmak zorunda kalacaklardır.
  11. Komisyoncular ortadan kalkacak veya sadece çok özel bazı sahalarda faaliyet göstereceklerdir.
  12. Uçucu yağlar daha çok mevzuata tabi tutulacaktır.
  13. Haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler uçucu yağ ticaretini etkileyecektir. Uçucu yağların internet üzerinden pazarlanması artarak sürecektir.
  14. Gelecek on yılda organik tarım ürünleri ve aromaterapi yağları moda olacaktır. Uçucu yağların tıpta kullanımları artacaktır Aromatik sular pazarı büyüyecektir.
  15. Üretim teknolojilerinde ve analitik yöntemlerdeki gelişmeler, koku ve tat maddelerini daha iyi anlamamıza imkân sağlayacak, yeni ürünlerin yaratılmasına yönelik çalışmaları hızlandıracaktır.
  16. Etnik gıda pazarındaki son gelişmeler, bugüne kadar sadece yerel kullanımı olan, bazı uçucu yağların kullanımını yaygınlaştıracaktır.
  17. Gelecek on yılda, yeşil tüketicilik modası sürecek ve saf doğal ürünler olan uçucu yağlara ve onlardan elde edilen aroma kimyasallarına olan talep artacaktır.
  18. Uçucu yağ ticaretinde görülen haksız uygulamalar IFEAT gibi uluslararası ticaret kuruluşlarınca takibe alınacaktır. Çok gelişmiş test teknikleri katı mevzuatlarla birlikte kullanılarak düşük kaliteli ve tağşiş edilmiş yağların dünya pazarlarına girmesi önlenecektir.

 

Teşekkür            

Mr. K. Dieter Protzen’e makalenin hazırlanması esnasında yaptığı yapıcı katkılar için teşekkür ederim.

 

Kaynaklar:

  1. K.H.C. Başer, Industrial Utilization of Medicinal and Aromatic Plants, 2nd World Congress on Medicinal and Aromatic Plants for Human Welfare, 10-15 November 1997, Mendoza, Argentina.
  2. K. Bleimann, Is Anyone Paying Attention?, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  3. L. Fiander, The Use of Essential Oils in the Illicit Production of Controlled Drugs, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  4. C. Green, Export Packaging and Shipment of Essential Oils: Requirements and Regulations in Major Markets, UNIDO Workshop on the Promotion of Quality Improvement of Aromatic Plant Products in Selected African LDCs, 19-21 November 1997, Harare, Zimbabwe.
  5. A. Jacobs, Case Study of European Procedures for a New Oil (Manuka Oil), International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  6. S. Jain, Marketing Strategies and potential for Essential Oils and Related Products, UNIDO Workshop on the Promotion of Quality Improvement of Aromatic Plant Products in Selected African LDCs, 19-21 November 1997, Harare, Zimbabwe.
  7. D. Joulain, The Use of Essential Oils in the Formulation of Natural Flavours, In: K.H.C.Başer and N.Kırımer, Eds., Progress in Essential Oil Research. Anadolu University Press, Eskişehir, August 1998.
  8. J. Knights, The Impact of European Regulations on the Use of Essential Oils in Flavours, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12, November 1998, London.
  9. J. Middleton, The Impact of Regulations on the Use of Essential Oils in Fragrances, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  10. C. Miller Smith, Keynote Address, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  11. R. Pisano, The US Market for Essential Oils, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  12. R. Pisano, Jr., The Regulation of Flavours in the USA, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  13. K. D. Protzen, Transportation/Safety Regulations Update, International Conference on Essential Oils and Aromas, 8-12 November 1998, London.
  14. T. De Silva, UNIDO Programmes on Industrial Utilization of Aromatic Plants, UNIDO Workshop on the Promotion of Quality Improvement of Aromatic Plant Products in Selected African LDCs, 19-21 November 1997, Harare, Zimbabwe.
  15. N. Verlet, Commercialization of Essential Oils and Aroma Chemicals, In: T. De Silva, Ed., A Manual on the Essential Oil Industry, UNIDO, Vienna, 1995.
Yağ Bitki türü Yıllık tahmini üretim (Ton)
Portakal Citrus sinensis 60.000-80.000
Nane Mentha arvensis, M.piperita, M.spicata 30.000
Sitronella Cymbopogon winterianus 2.000-3.000
Ökaliptus E.globulus 2.500-3.000
Limon Citrus limon 1.500-2.000
Çöp karanfil Syzygium aromaticum 1.500-2.000
Ökaliptus
(Limon kokulu)
E.citriodora 2.000
Lavandin/lavanta Lavandula sp.& hibritleri 1.500
Litsea cubeba Litsea cubeba 800-1000
Misket limonu Citrus aurantiifolia 800
Paçuli Pogostemon cablin 600-800
Kişniş Coriandrum sativum 750
Sasafra Ocotea pretiosa 600
Sedir odunu Juniperus virginiana,J.mexicana, J.procera 500-600
Limonotu Cymbopogon flexuosusC.citratus 400-500